Babam anlatırdı; eskiden üzüm bağlarının bereketi dillere destandı. Toprağın altın gibi sayıldığı o günlerde, Turgutlu’nun üzüm bağları geleceğin teminatıydı. Şimdi ise çiftçilerimiz hasat öncesi kara kara düşünüyor — fiyat belirsizliği onların kabusu oldu.
Geçen hafta Turgutlu Ovası’nda dolaşırken gözüme çarpan manzara işte buydu. Binbir emekle çapaladıkları, suladıkları, her yaprağını özenle kontrol ettikleri bağlar; alın terinin simgesi. Ama bu yıl, fiyatlar öyle bir dengesiz ki… Çiftçilerimiz ‘ne yapacağız’ diye kara kara düşünüyor.
Ziraat Odası Başkanı Yılmaz, çiftçilerin sesini duyurmak için elinden geleni yapıyor. Destek bekliyoruz, diyor. Peki nerede bu destek? Üzümden sadece tarım ekonomisi değil, aynı zamanda kültürel zenginlik de besleniyor. Bağlar, bizim tarihimizin, kültürümüzün mirası. Ama şimdi destek gelmezse, bu miras zedelenebilir.
Geçen ayki toplantıda köydeki yaşlı bir amca, “Eskiden üzümü topladığımızda, paramızın değeri vardı. Şimdi ise ne olacak bilmiyoruz,” demişti. Yılların emeği, çoluk çocuk, herkesin alın teri, bu belirsizlik karşısında sorgulanıyor.
2026 yazı, sıcaklarıyla rekor kırdı. Ama çiftçimizin belini büken sadece sıcaklar değil. Gübre fiyatları, sulama maliyetleri, mazot… Sadece üzüm değil, ekonominin çarkları da yanıyor. Turgutlu’da insanlar bu sıcak yaz gününde, alın terlerinin boşa gitmesinden korkuyor.
Bir esnaf anlattı geçenlerde; “Bu yıl fiyatlar böyle devam ederse, bağlar elden çıkar…” dedi. İşte bu cümle, Turgutlu’nun içinde bulunduğu ekonomik buhranı özetleyen bir cümle. Peki, çözüm ne? Tarım politikalarımızı yeniden ele almalı, çiftçimize sahip çıkmalıyız.
Atatürk’ün dediği gibi, “Köylü milletin efendisidir.” Ancak bu efendilik, ancak hak ettiği değeri bulursa anlam kazanır. Üzüm bağlarımızın geleceği, Turgutlu’nun ve ülkenin geleceğidir.
Yaşar Kemal’in dediği gibi, toprağın sesini duymalı, bu sesi anlamalıyız. Üzüm bağlarının sesi, halkın sesi… Sıkıntılar karşısında dimdik duran bu insanlar bizim kahramanlarımız. Her üzüm tanesi bir hikaye anlatır; dinleyelim.
Eylül ayında hasat başlıyor. Henüz vakit varken, çiftçimizin elinden tutmak, onlara destek vermek zorundayız. Bu, sadece ekonomik bir mesele değil — bu, halkın refahı, geleceği meselesi.
Turgutlu’nun üzüm bağları, göçebe bir kervanın yükü gibi ağırlaştığında, çözüm üretmeliyiz. Çünkü ‘Ekmeden biçmek sadece masallarda olur’. Çiftçimize sahip çıkmak, geleceğimize sahip çıkmaktır.
— Yalçın Özatay · Köşe yazarı
Yorum Yap