Gediz Nehri’nin kıyısında, sabahın erken saatlerinde sessizliğe karışan bir koku var. Salihli’nin Cumhuriyet Mahallesi’nde, suyun üzerinde yavaşça süzülen cansız balıklar, doğanın sessiz çığlığı gibi. Çiftçilerin ve çevrecilerin endişeleri artarken, Gediz’in suyu, taşıdığı yükün ağırlığı altında inliyor.
Nehrin bu hali, yalnızca Salihli’yi değil, tüm Ege Bölgesi’ni ilgilendiren bir sorun. Gediz Nehri, tarihin derinliklerinden günümüze kadar uzanan bir yaşam kaynağı. Uygarlıklar onun kenarında büyüdü, medeniyetler onun sularında serinledi. Ancak şimdi, modern dünyanın kirli elleri bu nehrin boğazına dolanıyor gibi.
Tarım ve Orman Müdürlüğü numune alıp incelemeye başlamış. Peki, ne bulacaklar? Fabrika atıkları mı, tarım ilaçları mı? Belki de her ikisi birden. Nehrin kenarında oturan bir çevreci “Suya attıklarımız, tekrar bize dönüyor,” diyor. Haksız mı?
Bu tabloyu daha önce de gördük. Sadece Salihli’de değil, Ege’nin dört bir yanında, nehirler, dereler aynı kaderi paylaşıyor. Ama her seferinde sorumluluk bir başkasının omzuna yükleniyor. Kim çıkar sağlıyor bu kirlilikten? Belki birkaç sanayi tesisi, belki de umursamaz bir tarım işletmesi. Ama en çok da bu kirli düzenin değişmesini istemeyenler.
Gediz’in balıkları belki konuşamıyor, ama suskunluğun en güçlü dil olduğunu bizlere anlatıyor. Ege’nin insanı ise bu suskunluğu bozmaya kararlı. “Çocuklarımıza bırakacak temiz bir doğamız kalacak mı?” diye soruyor Salihlili bir çiftçi. Sadece çiftçiler değil, tüm bölge halkı aynı endişeyle yaşıyor.
Şimdi bu durumu değiştirmek elimizde. Sorunları çözmek için neyi bekliyoruz? Tarım ve Orman Müdürlüğü’nün raporunu mu? Yoksa bir sonraki felaketi mi? Gediz Nehri suskun, ama biz sessiz kalmamalıyız. Doğa bizden yardım bekliyor, ve bu yardımı esirgemek, geleceğimize vurulacak en büyük darbe olur.
Bu satırları yazarken, nehrin kenarından bir çocuğun “Anne, balıklar neden ölü?” diye sorduğu kulaklarımda çınlıyor. Sorumlular bu sorunun cevabını bulmadan, biz Gediz’in hikayesini anlatmaya devam edeceğiz. Ama her hikaye bir soru işaretiyle bitmemeli. Gediz’in kaderi bizim ellerimizde, ve bu kaderi değiştirebiliriz. Peki, değiştirecek miyiz?
— Tarık Demirtaş · Köşe yazarı
Yorum Yap