Manisa’nın Gediz Havzası’nda güneş henüz tam olarak doğmamışken, sıcaklıklar baraj yapmış gibi. Serin bir sabah meltemi umudu içeren Manisalılar, sulama için kuyuların başında sıralarını bekliyor. Haziran ayında günlük su tüketimi 304 bin metreküpe ulaşmış durumda. Bu, bir önceki yılların ortalama tüketiminin %18 üzerinde. Peki, oluk oluk akan bu suyun hesabını kim veriyor?
Gediz Havzası, tarihi boyunca tarımı ile övünen ve bereketli topraklarıyla bilinen bir bölge. Ancak bu yıl sıcaklar, çiftçinin yüzünü değil, toprağını kavuruyor. Özellikle küçük ölçekli çiftçiler, devasa sulama projelerine yönlendirilen suların yanında gölgede kalmış gibi. Su kaynakları belirli kesimlere akıtılırken, tarlalarda umutlar bekletiliyor.
Yerel yönetimden bir yetkili geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, “Büyük projeler bölgenin kalkınması için şart,” dedi. Ancak bu sözler, Gediz’in çevresinde minicik bir çiftlik işleten Hasan Amca’yı tatmin etmiş değil. “Su bizim köyümüze gelene kadar biz çoktan kuruduk,” diyor Hasan Amca, su kuyusundan süzülen damlalarla oluşan küçük havuzda ayaklarını serinletirken.
Buradaki ironi, bölgeye yapılan devasa yatırımların, yerel halkın suya erişimini daha da zorlaştırmış olması. Büyük ölçekli projeler ve turizm alanları için gereken su, küçük ölçekli tarımcının elinden kayıp gidiyor. Oysa ki, bu toprakların geçmişinde, her damlanın bir tarla sahibine, bir üreticiye aktığı günler çok da uzak değil.
Gediz Havzası’ndaki su kıtlığı, aslında sadece ekonomik bir sorun değil. Bu, insanları birbirine düşüren, komşuyu komşuya küstüren bir mesele. Köy meydanındaki kahvede oturanlar, suyun adil dağıtılmadığından dert yanarken, köy muhtarı ise su yönetiminin şehirden yapılmasının yerel sorunları göz ardı ettiğini belirtiyor.
Manisa’nın serinliği arayan insanları, bu yazı su kıtlığı ve adaletsiz dağıtımın gölgesinde geçiriyor. Soru şu: Bu su kim için akıyor? Su kaynaklarını adil ve sürdürülebilir bir şekilde yönetmek için ne yapılacak? Toprak suyu beklerken, bu soruları sormak ve cevaplamak gerekiyor. Su hayatsa, hayatın hesabını kime soracağız?
— Tarık Demirtaş · Köşe yazarı

Yorum Yap