Gözünü kapatıp Akhisar’ın zeytin bahçelerini düşündüğünde, o meşhur ağaçların altında huzur buluyorsun değil mi? Ama işte o ağaçlar, bu yazın kavurucu sıcaklarında pek de huzurlu değiller. Ahmet Amca’nın nefes kesen hikayesi de burada başlıyor.
Ahmet Amca, 60’ını devirmiş bir zeytin üreticisi. Akhisar’ın bağrında, elli yıllık emeğiyle zeytinlerin arasında. O yaz günleri, güneş tam tepeye vardığında zeytin ağaçlarının yaprakları hafifçe kıvrılır, toprağın üstündeki nem hızla buharlaşır. Herkes denize kaçıp serinliğin peşine düşmüşken, Ahmet Amca diğer yöne, toprağın derinliklerine doğru koşar.
Hava sıcaklığı bir aydır 40 derecenin altına düşmedi Ahmet Amca’nın bahçelerinde. Zeytinler susuz, toprak çatırdamış. Gündüz gözüyle sulamak faydasız, su buhar olup gidiyor. İşte bu yüzden, zeytinlere su vermek için geceyi tercih ediyor bizim Ahmet Amca. Sabahın erken saatlerinde başlıyor hazırlıklara, sulama kanallarını kontrol ediyor, vanaları açıyor. Zamanla yarışıyor ama bir yandan da sabırla.
Günün sıcağında herkes bir kenarda serinlemeye çalışırken, Ahmet Amca elinde feneriyle geceleyin bahçelerde dolaşıyor. Suların şırıltısı, zeytin yapraklarının hışırtısına karışıyor. Gece yıldızları, ay ışığı zeytin dallarını aydınlatıyor. Ahmet Amca’nın tek yoldaşı, bahçesinin kadim sessizliği.
Bu gece sulaması işi yalnızca Ahmet Amca’nın değil, tüm Akhisar’ı etkileyen bir durum. Ziraat Odası Başkanı Ahmet Akbuğa’nın da dediği gibi, bu sıcaklıklarla baş etmek kolay değil. ‘Kolay’ ve ‘zor’, işte bu kelimeler Ahmet Amca’nın günlük kelime haznesinin bir parçası. Çünkü gece sulaması sadece su ve toprakla uğraşmak değil; aynı zamanda uyku düzenini bozan, yorgunlukla çevrili bir çaba.
Fakat Ahmet Amca’ya göre, her gece bu fedakarlığı yapmasına değiyor. Çünkü zeytin, onun hayatının vazgeçilmezi. Zeytinin ne kadar kıymetli olduğunu, onunla iç içe yaşayanlar iyi bilir. Her ağacın, her zeytinin bir hikayesi var ve Ahmet Amca bu hikayelerin yazarı.
Şu sıcak yaz günlerinde, herkes tatil planları yaparken, deniz kenarlarında serinliğin peşindeyken, Ahmet Amca gibi çiftçiler gece karanlığında, ay ışığında çalışıyorlar. Onların azmi, hayatımızdaki en basit şeylerin bile ne kadar emek ve fedakarlıkla yan yana geldiğini hatırlatıyor.
Ahmet Amca’yı geçen hafta ziyarete gittiğimde, bir fincan közde kahvenin yanında, son hasadından bir zeytin ekmeği ikram etti. O esnada, ‘Sulamalar başladı mı?’ diye sordum. ‘Başladı başladı,’ dedi gülümseyerek. ‘Ama işin güzel yanı, zeytinlerim gece su içince daha çok şükreder gibi duruyor.’
İşte hayatta böyle anlar bize umut veriyor. Ahmet Amca’nın ve diğer tüm çiftçilerin hikayeleri, içimizi ısıtan ve geleceğe dair umut yeşerten hikayeler. Çünkü her zeytin tanesi, her ağacın gölgesi onların bu çabalarının eseri.
Gece sulamasının hikayesini duyduğunuzda, belki bir sonraki zeytinyağı şişesini elinize aldığınızda, biraz da Ahmet Amca’nın emeklerine saygı duyacaksınız. Çünkü zeytin, bu toprakların kalbinde büyüyen bir efsane ve bu efsaneyi yaşatanlar, gece gündüz demeden çalışan emektar çiftçiler.
— Halil Bostancı · Köşe yazarı

Yorum Yap