Ağustos ayının ortasındayız, yaz mevsimi Manisa’nın üzerine adeta yorgan gibi serilmiş. Termometreler 40 dereceyi göstermeye alışmış, gölgede bile soluk almak zor. Hele ki Gediz Nehri kenarında, güneşin altında piknik yapanlar için bu sıcağın mânâsı bambaşka.
“Baba, yine mi buraya geldik?” diye söyleniyor küçük Emre. “Ne yapalım oğlum,” diyor babası Mehmet Bey, “denize gitmek bütçeyi aşar, hem burada nehir yanımızda ya, suya girersin.”
Aslında Mehmet Bey haklı. Eskiden Gediz Nehri’nde yüzülürdü, ama şimdi suyu bile teni yakacak gibi. Ama yapacak bir şey yok, Emre sularda serinlemeye çalışırken, Mehmet Bey mangalda sosisleri çeviriyor. “Yahu Halil Bey,” diyor, “Eskiden burası ne güzeldi. Şimdi bu sıcaktan ne keyif kalıyor ne serinlik.”
Yan tarafta, hasır şapkasının gölgesinde oturan Hatice Teyze, “Bizim zamanımızda böyle değildi,” diye anlatıyor. “Gediz daha bir serindi, sıcaklık da bu kadar yoktu. Eskiden evlerde klima bile yoktu ama dayanabiliyorduk. Şimdi cehennem gibi, her şeyin tadı kaçıyor.”
Ancak Hatice Teyze’nin bir umudu var. “Bak ne olursa olsun, şu çocuklar su ile oynarken yüzlerinde gördüğüm gülümsemeyi hiçbir şeye değişmem,” diyor. İleride, nehrin kenarında oynayan torunlarını izliyor. “Onlar için buradayız sonuçta. Birkaç saatlik eğlenceleri için, biz de yanarız.”
Çimenlerin üstünde bir yanda karpuz, bir yanda karpuz kabuğu. Pazar tezgahından alınma, tarladan yeni çıkmış gibi şeker bir karpuz. Mehmet Bey “Küçük şeylerle mutlu olmak lazım,” diyor. “Zaten hayatın çoğu hayallerle dolu. Bu sıcakta bir dilim karpuz, bir bardak soğuk su ile ferahlarsın.”
Günü batırırken bütün bu muhabbetler, kulaklarımı veriyorum Gediz’in huzur veren sesine. Bir yandan da aklımda belediyenin vaad ettiği yeni projeler dönüyor. “Gediz’i daha yaşanılır hale getireceğiz,” demişlerdi ya, umarım gerçekten olur. Piknikçilerin yüzleri güler, belki de Emre’ler nehirde tamamen serinler.
Gün kararırken, suyun kenarında oturan bir grup genç dikkatimi çekiyor. Ellerinde gitar, dudaklarında şarkılar. “Yaz akşamlarını unutulmaz kılan şey bu,” diyor biri. “Sıcakta kavrulsak da, güneşin batışı ve nehrin sesiyle ruhumuz dinleniyor.”
Sonunda, Mehmet Bey’in mangalı, Hatice Teyze’nin sohbeti, gençlerin müziği hepsi birleşip bir umut tablosu çiziyor. “Zor geçiyor belki bu sıcaklar,” diye düşünüyorum, “Ama Manisa insanı, dayanmanın ve umut etmenin ustası.”
Gediz boyunda terledik, ama umutla çıktık bu yolculuktan. Çünkü hayatın her anında bir güzellik saklıdır, yeter ki görmek isteyelim.
— Halil Bostancı · Köşe yazarı
Frequently Asked Questions
Gediz Boyunda Terli Sohbetler makalesinin yazarı kimdir?
Makalenin yazarı Halil Bostancı’dır.
Makale hangi şehirde ve nehir kenarında geçiyor?
Makale Manisa’da, Gediz Nehri kenarında geçiyor.
Makaledeki ana karakterler kimlerdir?
Mehmet Bey, oğlu Emre ve Hatice Teyze ana karakterlerdir.
Makaledeki sıcaklıklar kaç dereceye ulaşıyor?
Ağustos ortasında Manisa’da sıcaklıklar 40 dereceyi buluyor.
Belediyenin Gediz Nehri ile ilgili bir vaadi var mı?
Evet, belediyenin Gediz’i daha yaşanılır hale getirme vaadi var.

Yorum Yap